Yazar arşivleri: dilayra

Güzel Yerler: Barbaros Bağ Evi

barbare-01

Kurban Bayramı’nı cennetimde, artık toprak sahibi olduğumuz Antalya’nın Kaş ilçesinde geçirdik. Kalabalık İtalyan aileleri gibi akşamları yemek masasında 13 kişiyi bulduk zaman zaman. Ankara’dan çok sevdiğim, uzunca bir süredir birlikte tatil yapma imkanı bulamadığım canım dostlarım da geldiler. Havanın tadı, güneşin yakıcı sıcaklığı ve deniz suyunun keyifli hali açısından oldukça cömert davrandı bize Ekim ayı.

Devamını oku

Siz Ne İçin Şükrediyorsunuz?

me-myself-happy

Son zamanlarda bir kaç tane yorum aldım. Çok arka arkaya ve dil bilgisi, Türkçeyi kullanım açısından zayıf, birbirine çok benzeyen.. Burada paylaştığım her şeyin bir “yalan” olduğunu söyleyen. “İyisi mi ben bir çocuk yapsaymışım ve hayatın gerçeklerini görseymişim” şeklinde cümleler içeren (Herkes bu çocuk olayına takık bu arada)! Oldukça kızgın, sert, itham edici ve kötü bir dille yazılmış bu yorumları okuduğumda muhtemelen çok sinirlenmemi ve günümün zehir olmasını bekliyor yazanlar. Bense okuyup üzülüyorum evet, ama kendim için değil, bizzat bana bunu yazan insanlar için. Niye bu kadar kötü yürekleri acaba? İçlerindeki tüm o olumsuzlukların kendilerini yavaş yavaş zehirlediklerinin farkında değiller mi ki?

Devamını oku

Meryl Streep ve “İşte Budur” Dedirten Sözleri!

merly streep

Çok değil, sanırım üç ya da dört gün önce sosyal paylaşım sitelerinden birinde karşıma çıktı Meryl Streep‘in  bu bir paragraflık sözleri. Okuduğumda bana da “İşte Budur” dedirtmesi çok da sürpriz değil sanıyorum. Kırklı yaşlarıma “Merhaba” dediğim zamanlardayım ve mümkün olan her platformda son beş yılda hayatımın nasıl güzel bir yöne kıvrılarak değiştiğini; kendim ile ne kadar barışık, mutlu ve huzurlu hissettiğimi paylaşıyorum. Evrene şükürler olsun ki Meryl Streep‘in sözlerindeki bilgeliğin farkındalığına 35 yaşımda ulaşmışım. Hala tam oldum demiyorum elbet. Hayat bir okul!

Meryl Streep‘in sözleri İngilizce olarak dolaşıyordu sosyal medyada. Okuduğumda istedim ki bunu Türkçeye çevireyim ve daha çok insan ile paylaşabileyim. Sürçülisan ettiysem affola 🙂

Devamını oku

Bir Küçük Eylül Muhasebesi!

eylül

İşte yine geldik yeni bir mevsime; yeni bir sonbahara daha. Yine “koskoca” bir yaz geçti ve nasıl olduğunu anlayamadığımız – muhtemelen de hiçbir zaman anlayamayacağımız- bir şekilde bitti. Nedense mevsimlerin içerisinde en hızlı geçip giden ve benim için hala içimde “tamamlanacak, yapacak çok şey vardı ve yine bir şeyler eksik kaldı” hissiyatı uyandıran tek mevsim de kendileri olur; o sevgili YAZ!

Devamını oku

Bozcaada ve Bir “Gurme Tur” Hikayesi!

dlr

* Polente Feneri’nde gün batırırken, fotoğraf Aslı E. *

Seyahat etmeyi ne kadar sevdiğimi bilenler, “tur” sözcüğünden de bir o kadar haz etmediğimin en yakın şahididirler! Mecbur kalarak çıktığım “tur”vari seyahatlerde de mümkün olduğunca sürüden ayrı takılan yalnız kurt modunda dolaşırdım. Şimdi “Bir tura çıktım hayatım değişti” demeyeceğim, lakin bunu yazmam lazım 🙂

Devamını oku