Yazar arşivleri: dilayra

İki Teker Üzerinde “Journey To Blue”

dilara-ilk-trafik-sürüşü

Yaklaşık bir yıldır hayatımdaki en büyük motivasyon araçlarımdan, en mutluluk verici hobilerimden biri hakkında şimdiye dek hiç konuşmamış olduğumu farkettim. Halbuki bu, “Ölmeden Önce Yapılacaklar” listemin en temel maddelerinden biriydi! Hayatımı buradan paylaşıyor olduğum için bu eksikliğin hem JourneyToBlue‘ya hem bana yakışmayacağına karar verdim ve oturdum, tüm hikayemi baştan anlatmak için klavyemin başına geçtim. Size bu hobimi, motosiklet üzerinde geçen bir yılımı anlatacağım şimdi 🙂

Devamını oku

Cennet Bu Dünyadaymışçasına Yaşa!

sari-cicekler

Eski yazılarıma bakarım ara ara. O kadar uzun yıllardır yazınca, takribi on koca yıl yani, oku oku bitmez sayfalar dolusu hikayem, tecrübem, acım, sevincim de kayıtlara geçti elbet. Yaşamımı bir şekilde hem yazıya döküyor hem de bunu sizlerle paylaşıyor olmakla iyi mi ediyorum acaba diye sorduğum zamanlar çok oldu. Ya da bana soran, yaptığımın çok da “doğru” olmadığını savunanlar. Şimdi bakınca, okudukça tek tek her birini diyorum ki “İyi ki! İyi ki yazmışım.

Her ne kadar zaman içerisinde, özellikle evlenip İstanbul’a yerleşmemle birlikte yazı yazma sıklığımda bir azalma görünse de, ne olursa olsun burayı hayatta tutmak benim için çok önemli bir amaç. Yazmaktan en keyif aldığım şeyler elbet seyahatlerim oluyor. Onlara çok özeniyor, beni etkileyen her bir ayrıntıyı paylaşmaya özen gösteriyorum (Zaten bu sebeptendir ki yukarıda “Seyahatname” adında bir özel başlık oluşturdum).

Devamını oku

Dilara’nın Amsterdam Önerileri II

foodhallenentrance-fh

İlkini şurada paylaştığım Amsterdam’ın bence “en”leri adlı yazı dizisinin geldik ikinci ve sonuncusuna (Bir süredir hem nezle hem de alerjilerimle boğuştuğum için iki yazının arası bu kadar açıldı, hani heyecan içerisinde bekleyeniniz vardıysa diye, özür dilerim).

!!! Amsterdam’da “mutlaka” bu enteresan mekana uğrayın.

* FoodHallen (Foursquare puanı:8.6)

Uzun yıllar boyunca emekliye ayrılan tramvaylara ve çevresindeki eskimiş, dökülen binalara yataklık eden kocaman bir alan düşünün. Geçtiğimiz Temmuz ayı, bu alan tramvay mezarlığından inanılmaz keyifli ve canlı bir yaşam alanına dönüştürülerek açılışı yapılmış. Eski binalar onarılarak otel, sinema, kütüphane ve kocaman bir kısmı da örneklerine Londra (Borough Market), New York City (Chelsea Market) ve Madrid’de (Mercado San Miguel) rastladığım bir yeme-içme-sosyalleşme merkezine dönüştürülerek adına da FoodHallen denmiş. Haftanın yedi günü açık bu mekanda birbirinden farklı tatlara ve mutfaklara ev sahipliğini yapan yan yana bir sürü mini dükkan var. İster Vietnam mutfağı, ister Fransız, isterseniz sağlıklı-temiz yiyecekler, dilerseniz hamburger ve tost.

Devamını oku

Dilara’nın Amsterdam Önerileri I

Dilara Erdem

İnternetin hayatımızın ayrılmaz bir parçası olması ile birlikte nereye gitmeli, ne yemeli, neler görmeli konularında sınırsız bir kaynak var önümüzde malum. Amsterdam‘a gitmeden önce ben de faydalandım elbet birçoğundan her seyahatim öncesi yaptığım gibi. Sonunda da yukarıda değindiğim konularda ulaştığım sınırsız seçenekler arasından kendimize uzunca bir liste yaptım. Listemizdeki her bir maddenin üzerini çizebilmek elbet yine mümkün olmadı, fakat olabildiğince zevkimize göre tecrübe ettiklerimizin yer aldığı bu listeden sizler için seçtiğim benim için “mutlaka” ve “en”lerle baş başa bırakıyorum şimdi sizi.

Devamını oku

Yeni Başlayanlar İçin Amsterdam!

Amsterdam-8

Tam 30. yaş günümde kendi çabamla, kazancımla yurt dışına çıkabilmiş bir kadınım ben (Ondan tam yedi sene önce de, hayatımda ilk defa yurt dışına, üniversite mezuniyetim sonrası teyzemin yanına Belçika-Brüksel’e gitmiş ve üç ay kalmıştım).  30 yaşımda kendime “Yılda en az bir defa yurt dışına git, yeni bir ülke, şehir gör” diye söz vermiştim. Tanrıya şükürler olsun, 10 yıl boyunca sözümü hep tuttum; hatta bazen yılda birden fazla defa seyahat ettim ve hatırlarsanız yine bir üç ay San Francisco‘da kaldık sevgilimle birlikte.

Tüm seyahat planlarım boyunca Amsterdam’ı öncelikli bir yere koyamadım hiç. Niyeyse benim için “Cuma günü gidilip iki kahvaltı, iki akşam yemeği, şöyle bir gezme ve Pazar dönüş yeter” şeklinde bir intibası vardı! Nasılsa bir hafta sonu makul bir promosyon bileti yakalar giderdim, aceleye ne gerek vardı! Ve öyle de oldu 🙂 Geçtiğimiz yıl, yani yaklaşık 8 ay kadar önce promosyon uçak bileti bulduk ve sevgilimin doğum günü ile birleştirme kararı alıp beş günlük bir seyahat planladık. Aşağıda, birkaç gün önce döndüğümüz bu seyahat ve karşı karşıya geldiğimiz bazı Amsterdam gerçeklerine ait notlarımı okuyacaksınız. Yeme-içme ve  bence “mutlaka“lar ise ikinci bir yazıda olacak.

Devamını oku